Oca 25
Hayatımızın ve işimizin bir parçası haline gelen internet teknolojisi hakkında gerilerde saymaya halen devem ediyoruz. Dünyadaki internet kullanıcılarının en çok ziyaret ettiği video paylaşım sitesi olan Youtube ‘a Türkiye ‘den TTNET DNS ‘leri kullanılarak erişmek an itibariyle mahkeme tarafından yasaklanmış durumda.
Mahkeme kararını görenler sitenin kökten kapatıldığını düşünmesinler! Sadece teknik olarak Telekom üzerinden internet ‘e çıkanların girmesi engellenmeye çalışılmış. Hal bu ki; bu sadece kendi kendini kandırmaca. Çünkü mahkeme teknik olarak bir internet sitesine erişimin tamamen kesilmesinin imkansız olduğunu bilmiyor herhalde. Ama yine de mahkeme burada bir hata yapmıyor. Çünkü bilişim suçları yasası ilgili internet sitelerinin kapatılmasını ön görüyor. Peki ama yasalar neden var acaba?
Yasaların işlev ve sorumluluklarını hangi köre sorsanız bilir. Ama nedense bizim ülkemizdeki yasalar çok tartışılıyor ve kesin olarak gözden geçirilip; gerekli düzenleme ve eksikliklerin giderilmesi gerekir. Çünkü internet ve bilişimin ne olduğunu somut olarak bilmeyen insanlar bazı kurallar koymuşlar ve Türkiye ‘de internetin yasal yürütülmesi bu kurallar ile oluyor.
Dün Akşam CNNTürk ‘te Ahmet HAKAN ‘ın sunduğu Tarafsız Bölge programını izledim. Konusu internette sansür olan programın konukları ise Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Aslı TUNÇ, Doğan TV Yeni Nesil Teknolojiler DirektörüM. Serdar KUZULOĞLU, Kürşat ÇETİNKOZ, Av. Erhan HORASAN, Yusuf ANDİÇ, Halil ÖZYOLCU, ve İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Eşref ADALI gibi konunun muhatabı kişilerdi. Youtube ‘un Türkiye de Mahkeme kararıyla yasaklanması programın “İnternette Sansür” konusuna ilham kaynağı olmuş. Programı sunan Ahmet Hakan ‘ın internetten anlamaması ve takıldığı yerde en ince detayına kadar konuklarına sorular yöneltmesi; programı izleyenler açısından çok faydalı olmuştur. Fakat sadece tartışıldı. İnternetin ve internetle ilgili yasanın durumu tartışıldı. Diğer ülkelerle kıyaslar yapıldı, örnekler verildi. Fakat internet yasasına göre; insanların kişilik ve özlük haklarına hakaret içerikleri yayınlayan internet sitelerine erişimin telekomünikasyon kurumu tarafından engellenmesi gibi yanlış bir yasaya alternatif olabilecek bir doğru bulunamadı ! Zaten bu konuyla ilgili yasayı hazırlayanlar bu işten somut olarak anlamıyorlar, bari siz bir katkıda bulunun… Ama maalesef programda tartışmaların uzaması nedeniyle, buğulu camın arkasındaki doğruyu çıkarmaya zaman yetmedi ve kısa bir reklam arası veren Ahmet HAKAN daha sonra programını bitirdi. Bir de gelmiş; “Bugün burada internette sansür tartışması yapıldı, haftaya görüşmek dileğiyle…” dedi. Ya yaptınız da ne oldu ? Türkiye için bir çözüm üretebildiniz mi acaba? Ama insanları internetin işleyişi ve yapısı konusunda bilinçlendirdiği için yine de programa kötü not verilmemeli.
Şimdi bu kadar mızmızlandığıma göre benim bir çözüm önerisi gibi bir şeyden bahsetmem lazım. Bence bu yasanın böyle sakatlıklar çıkaracağı baştan belliydi. Fakat yasanında haklı bulunduğu bazı noktalar var. Bir kere internette özgürlük almış başını gidiyor. Daha bu tartışmalar yaşanmadan yazdığım ‘Net’teki sınırsız özgürlük ve içinden çıkılmaz sonuçları başlıklı yazımda bu özgürlüklerin başa bela olduğunu belirtmiştim. Yahoo, Google, Youtube gibi bir çok site insanların şuan en çok kullandıkları internet siteleri olup, bu sitelerden ekmek bile yiyenler var… Ya da bu siteler olmadı mı işi aksayacak olanların sayısı hiç de az değildir. Bu durumda uygulanan bu yasa bir kişiyi değil çoğunluğu etkiliyor. O halde bir kişi için herkesi yakmak, suçu işleyen şahsiyetten ne fark bırakıyor ki? Örneğin Adan OKTAR namı değer Harun YAHYA ‘nın kişisel ve özlük haklarına hakaret edildiği gerekçesiyle Wordpress‘in ( Dünya’nın en büyük internet blog’u ) Türkiye ‘den erişimi mahkeme kararıyla Telekom tarafından engellendi. Peki Wordpress bunu hak etmiş miydi ? İnsanlar faydalansın diye bir sistem kuruyorsunuz fakat; kendini bilmezin biri gelip bunu kötü emellerine alet ediyor. Bunun önüne geçmek için büyük bir kontrol mekanizması kurulması gerekiyor. Bu kontrol mekanizmasına; maalesef sabırsız internet kullanıcıları katlanamazlar. Bu yüzden internetin en çok kullanılan ve genelde veri paylaşımı yapılan sitelerde, gelen verinin içeriği kontrol edilmeden yayınlanıyor. Bu da internetin baş döndüren paylaşım hızını gösterir cinsten bir örnek. Şayet paylaşılan veri hakkında bir şikayet olursa ancak o zaman ilgili sitenin moderatör veya editörleri tarafından incelenip gereği yapılıyor. Fakat bizim ülkemizde bilişim suçları yasası hazırlanırken bunlar göz ardı edilmiş gibi gözüküyor. Youtube ‘a erişim kaç gündür sağlanamıyor. Halbuki Devlet Youtube ve buna benzer ülkemizde 20 milyon internet kullanıcısını en çok ilgilendiren; sitelerden haklı olarak bazı yetkiler isteyebilir. Bu isteğin geri çevrilmesi söz konusu olamaz. Çünkü bir siteye erişimin Türkiye ‘den engellenmesi; ilgili şirketi maddi kayba uğratır ve bu da onların hoşuna gidecek bir durum değildir. Bu nedenle devletin bu ve buna benzer çözümler üreterek yasalaştırması daha mantıklı gözüküyor.
Bu adımlar atılmazsa internette sansür tartışmaları bitecek gibi gözükmüyor. Kaç gündür yoğun işlerle meşgulum ve yazımı ancak bitirebiliyorum. Yazımın sonlarına doğru Youtube ‘un erişim yasağı kalkmıştı. Fakat belki de bir gün biri özlük haklarıma hakaret ettiği için Youtube ‘a erişimi mahkeme kararıyla engelleyebilirim! Neden olmasın ki ?
Başka bir arzunuz ?
Yazıda bahsi geçen programı internetten online izlemek için tıklayınız.
Kas 09
İnanç insanın hayatı boyunca ayakta durmasını sağlayan önemli kaynaklardan biridir. Fakat insanların inanç yapısı aldığı eğitim ve düşüncelerine göre önemli ölçüde değişiklik gösterebilmektedir. İnsanların inançları ruh sağlığı açısından çok önemlidir ve çok hassastır.İşte bu hassasiyeti göz önüne alacak olursak, insanların inançlarını sömüren, inançları söz konusu yaparak onlara zarar verenler sahneye çıkabiliyorlar. Tabiki zarar vermeleri veya bir eylemi yaptırabilmeleri onların elinde değil, eylemi yaptıracakları insana bağlı…
***
Ülkemiz için konuşacak olursak; büyük çoğunluk tabiki de hâk dini islâm ‘a inanıyor. Şunu unutmayalım Müslümân ‘lık ” Oku ! ” Vahiy ‘i ile indi. Okumak yani geri kalmamak, okumayla insanlığa yenilikler getirmek… Yani kısa bir özetinden ben bu anlamı çıkarıyorum. Sanırım bu ayeti dikkate alan gâyr-i Muslim ‘ler şuanda Dünya ‘ya hükmediyor. Bizim yaptığımız şey ise, dinimizin yasakladığı Batıl ‘ ı dinimizle kendi aklımıza göre özdeşleştirmek. Bu söylediğimi inkar edecek çok insan çıkar. Fakat farkında değiller yaptıklarının.Çoğu kez görüyoruz. Türbeler ‘e bez parçası bağlayanları , Öss sınavına girecek öğrencilerin kalem ve silgilerini türbe duvarına sürdüklerini !
***
Halbuki apaçık bu batıl inanç! Bunu aslında yaptıranlar ve insanların bu inanç zaaf ‘ından yararlanma eyleminde bulunan kişiler var. Bunlar neden gerçekleşiyor? Tabi ki tamamen cehâlet ve bilinçsizlik. Hem yapan , hemde yaptıran… Yaptıran kişi masum gibi görünebilir. Fakat zincirin başı kendisi. Çünkü bu bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan bir oluşum. Batıl ‘ın bahsi bile olması ilk duyan kişinin inancı konusunda bilgisizliği tarafından avlanarak Bâtıl ‘a dahil olmasını sağlar; farkında bile olmadan. Şimdiye kadar anlattıklarım ; problemin ve yayılmasındaki nedenler hakkındaki düşüncelerimdi. Sanal dünya o kadar hayatımızı işgal etti ki ; artık Batıl İnternette de insanların zayıf noktası olan inançlarını kötü yönde dürtme alanı oluşturdu… MSN Messenger , ICQ ve buna benzer bir çok mesajlama programında veya mail yoluyla listedeki kişilerden biri bir metin gönderiyor ve metni gönderilen kişinin listesindekilere göndermesi durumunda , gönderen kişinin dileklerinin kabul olacağını veya bunu yapmazsa öleceği bile iddia edilebiliyor. Çoğu kes böyle iletilerle karşılaştım. Bazen de en zayıf nokta olan cümle ile iş bitiriliyor. “ Allah rızası dendiği için gönderiyorum, sende Allah rızası için bu cümleleri değiştirmeden kendi listendekilere gönder. “ gibi saçmalıklar kullaniyorlar. Allah rızası denmesi olaydaki tüm saçmalıkları ört-pas için yeter bile… Çünkü eğer böyle inanışların Allah tarafından yasaklandığını ve Hâk dini olan İslâm da böyle bir düşünce yapsına yer olmadığını bilmeyen birisi için bu tuzaktan kurtulmak çok zor…

Şunu kesinlikle söyleyebilirim. Bu oyunu başlatan biri var. Ve neden yapiyor derseniz. Ya bir çıkar sağlamak ya da insanların İslâm daki inanç bakışını değiştirmek. Kesinlikle unutmayalım; bunlar bize ve inancımıza kesinlikle zarar vermekte ve inancımız olan İslâm bunu yasaklar… Biliyoruz ki, dinimizde yasaklanan herşey günahtır. İnternet ‘te dolaşan bu gerçekte karşılığı bulunmayan cümlelerin insanların inançlarını zayıflatmak ve İslâm ‘ı saptırmaktan öte olmadığını unutmayarak bu konuya hassasiyet gösterelim. Size gelen bu tür iletileri yaymayınız. Yayanlara kendiniz ikazda bulunabilir veya bu makale linkini paylaşabilirsiniz… Mutlu ve Huzurlu yarınlar dileğiyle…
Eyl 25
Dünyanın en büyük bilgisayar ağı, çok karmaşık bir yapıya dönüştürüldü. İkinci bir dünya da orda kuruldu. Herkes özgürlüğünü ilân etmeye çalışıyor. İnsanların bahsi geçen sanal dünya da peşinde oldukları amaç, bir çöplüğün horozu olabilmek arzusundan başka bir şey değil. Elbetteki terbiyesini koruyan, faydalı olan ve olmaya çalışanlar da az değil. Ama ne yazık ki; çöp giderek büyüyor. Bahsi geçen sanal dünya bir anda ortaya çıkmadı. Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı olası bir nükleer saldırıya karşı önlem almak üzere ilk bilgisayar ağını kurup; bilgilerini bu ağ sayesinde ikinci bilgisayar merkezine gönderip, bilgileri yedekleyerek bir nevî güvence altına aldı. Daha sonra diğer ülkeler de ilk olarak bunu askerî alanda kullandılar. Bu önemli buluş çok geçmeden Üniversitelere, Eğitim, Kamu ve Ticari kuruluşlara hizmet etti. Yakın zamandan günümüze kadar artık kişisel tercihlerde bile kullanıma açıldı.
Bu kadar hızlı büyüyüp evimize kadar uzanan ve örümcek ağı gibi tüm dünyayı bir birine bağlayan yapının kullanımdaki amaç; artık bilgiye erişimden öteye gitmeye başladı. Bunun nedeni ise; insanların kendilerini sınırsız bir özgürlüğün içinde bulmaları. Elbette ki; özgürlük gibisi yok. Ama sanal ortamdaki özgürlük biraz başka…Özgürlüğünde bir sınırı olmalı. Benim özgürlüğüm, bir başka insanın özgürlüğünün başladığı yerde bitmeli. Yoksa bu özgürlük olmaktan çıkar. İşte internetteki özgürlükte bu olmadığı için insanlar raydan çıktı. Sebep kullanıcının değil, tekniğin bilinçsizliği gibi gözükse de aslında o da değil ! Önüne geçilemeyen ve bazı insanların hak ve hürriyetlerine taciz de bulunulan sanaldaki sınırsız bu özgürlüğün önüne geçmek artık çok zor ! Kullanıcı ve hizmet veren sayısı milyonları aştı. İnternetin içeriği o kadar soyut, o kadar elle tutulamaz ve bir o kadar da somut problem çıkartacak tehlikeli… Kim kurtaracak peki bizi ? Superman mi? Yoksa gölgelerin gücü Heman mi ? Sanal dünya da ahlâklı, hak ve hukukâ saygı gösterenler bir elin parmak sayısını geçemeyecek kadar az. Kim ne derse desin. “Ben öyle değilim” veya “Bu söylediklerinin benimle uzaktan yakından ilgisi yok!” diyenler bile yapmışlardır bir yaramazlık.
“O kadar söyleniyorsun bulsana bir çözüm ! ” demeyin. Bende bir kullanıcıyım sizde bir kullanıcısınız. Sanal Dünya’ nın en önemli iki kuralı bu veleti kullanabilmek ve hızlı bağlanabilmek. Sonrası mı? Herşey eşit ve özgürsünüz. İnsanların değerlerine zarar verebilir, terör örgütlerine üye olabilir, insanlara maddî zorluklar getirecek ve kendinizi eğlendirecek ve daha sayamayacağım bir çok hâl ve hareketlerde bulunabilirsiniz. Bunların dışında yararlı ve insanlığınıza yakışır, kendinizi geliştirebileceğiniz araştırmalarda da bulunup kuruluş amacı zaten bu olan insanlığa faydayı kendinizde görebilirsiniz.
İnsanlar neden iyi veya kötü sizce? Acaba doğuştan mı geliyor bu yetenek ? yoksa alınan eğitim ve terbiyeden mi kaynaklaniyor? Neden herkes yararlı işler ile uğraşamıyor? Bencillik neden var? Bu soruların yazıyla her ne kadar bir ilgisi yok gibi görünse de; bu yazıyı yazmaya beni teşvik eden neden; soruların altında yatan cevaplarda gizli…
Belki de herşey baştan kontrol altına alınabilirdi. ama artık çok geç! Her yerde düzenleme ve denetleme yasalar ile oluyor. İnternet de öyle bir gelişiyor ki; öyle bir şaşırtıyor ki bu gelişimiyle, her gün bir yasa çıksa bile kontrol edilemeyecek bir ortama çoktan dönüştü. Öyle ki, bu işe yasalar el atsa kolay mı olacak kontrol etmek ? Sürekli gelişen bir yapıyı yasalar ile kontrol etmeye çalışsanız. Hergün yeni bir madde veya maddeler ile uğraşmak zorunda kalır, gösterdiğiniz bu çaba belli bir süreden sonra oluşacak madde kalabalığının bir biriyle çakışmasından öteye gitmeyecektir.
Çözüm önerisi yok ! Gerçekten çaresiz kaldık. Faydalanmak varken bırakayamayız da… Çoğu insan internet yüzünden; aldığı eğitimi ve ahlâk yapısını unutup sapıtabiliyor. Anlattıklarım size henüz bu kadar korkutucu gelmese bile sınırı olmayan bu özgürlüğün nereye gideceğini hep birlikte göreceğiz.
Son Yorumlar